anapara.com

Başkan tüm detayları açıkladı

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vahdettin Ertaş, azınlık ortakların paylarını hakim ortağa satma hakkının (satma hakkı) uygulanmasına ve Borsa kotundan çıkmaya ilişkin usul ve esaslar hakkında Bloomberg HT'ye açıklamalarda bulundu.

Ertaş, Borsa kotundan çıkmaya ilişkin ilk düzenlemenin 30.07.2010 tarihli karar olduğunu, bu karar ile payları Borsa’da işlem gören şirketlerin kendi istekleri ile Borsa kotundan çıkmasına ilişkin usul ve esasların belirlendiğini ve söz konusu işlem öncesinde sermayenin ve/veya oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak %95 veya daha fazlasına sahip hakim ortaklar tarafından pay alım teklifinde bulunulması gerekmekte olduğunu kaydetti.

Ertaş, belirtilen karar uyarınca pay alım teklifine esas fiyatın aşağıdaki şekilde belirlenmekte olduğuna dikkat çekti;

a)    Kurulun 30.0.7.2010 tarihli Kararı yayınlandıktan sonra yapılan pay alımı ile %95 sınırına ulaşıldı ise pay alım teklifi için bu fiyat esas alınmaktaydı.

b)    30.7.2010 tarihi itibariyle hakim ortak %95 ve üzerinde pay sahibi idi ise;
     – en az iki Uzman kuruluş tarafından hazırlanacak rapor ile tespit edilen hisse fiyatları ile
     – son 5 yıl içinde Kurul düzenlemeleri uyarınca zorunlu pay alım teklifi yapıldı ise bu tarihten, zorunlu pay alım teklifi yapılmamış ise kottan çıkmaya ilişkin yönetim kurulu karar tarihinin 5 yıl öncesinden başlayarak, kararda belirtilen formüle göre hesaplanan ağırlıklı ortalama fiyattan aşağı olmamak üzere belirlenen bir fiyat ile Kurul'a başvurulmak mümkün idi.

Ertaş, açıklamasında, bu kararda görüleceği üzere başlangıç tarihi çağrının olup olmadığına göre değişmekle birlikte toplamda 5 yıllık fiyatların ortalamasının baz olarak alınması gerektiğini, oysa ki şirketlerin piyasa değeri ve dolayısıyla hisse fiyatının her gün değişen bir değer olduğunu belirterek, genelde büyüyen piyasalarda ve endeksin yükseldiği dönemlerde süreyi uzun tutmanın azınlık ortakların aleyhine hakim ortakların lehine, daralan piyasalarda ve endeksin düştüğü dönemlerde azınlık ortakların lehine, hakim ortakların aleyhine sonuç doğuracağını ifade etti.

Hem azınlık hem de hakim ortakların her ikisini optimum noktada buluşturan fiyatın; şirketin en son tarihli aynı zamanda fiyatın piyasa tarafından sağlıklı olarak belirlendiği fiyat olduğuna dikkat çeken Ertaş, hiç kimsenin 1,2,3 ya da 5 yıl önceki fiyatın sağlıklı belirlenmiş güncel bir fiyattan daha adil olduğunu iddia edemeyeceğini vurguladı.

Ertaş, burada yukarıda belirtilen piyasa koşullarına göre azınlık ortakların lehine bir sonuç çıkabileceği gibi aleyhine sonuç çıkma ihtimali daha da yüksek olduğunu ve üzerinde durulması gereken konunun; referans alınacak fiyatın güncel ve piyasada sağlıklı bir şekilde belirlenip belirlenmediği olduğunu ifade etti.

Yeni Sermaye Piyasası Kanunu’nun 23. maddesi ile Borsa kotundan çıkmanın önemli nitelikteki işlem olarak sayıldığını ve buna ilişkin esasların Kurulun II-23.1 sayılı Tebliği ile belirlendiğini belirten Ertaş, burada da %95’lik eşik esas alınarak hakim ortağa pay alım teklifi zorunluluğu getirildiğini kaydetti.Ertaş, pay alım teklifi fiyatının da, Kanun’un 24. maddesi uyarınca açıklamadan önceki otuz gün içinde Borsa'da oluşan ağırlıklı ortalama fiyatların aritmetik ortalaması olarak belirlendiğini belirtti.

Bazı halka açık ortaklıktaki hakim ortakların bu haklarını kullanmak istediklerinin kamuoyuna açıklandığına dikkat çeken Ertaş, kamuoyuna açıklama yapan şirketlerin başvurularının Kurul'a ulaşması ile birlikte Kurul'un her bir talebi;

-ilgili mevzuat,

-son bir ay içinde hisse fiyatında yapay bir fiyat oluşumu (baskılama olup olmadığı),
-mali tablolarda fiyat oluşumunu etkileyecek bir hata/yanlışlık olup olmadığı,
-kamuoyuna açıklanmamış fiyat oluşumuna etki edebilecek bir bilgi olup olmadığı,
-endekse ve sektör ortalamasına göre hisse fiyatında izah edilemeyen bir durumun olup olmadığı,
gibi kısaca azınlık pay sahiplerinin de menfaatlerini koruyucu bir yaklaşımla inceleyeceğini ifade etti.

30 günlük ortalama fiyatın; mali tablolarda ve borsadaki hisse fiyatında herhangi bir problem olmayan şirketlere uygulanacak genel bir kural olduğunu belirten Ertaş, ancak yukarıda belirtilen hususların biri veya bir kaçının bulunduğu başvurularda Kurul'un;

-başvuruyu kabul etmeme,
-mali tablolarda düzeltme,
-Borsa fiyatında yapay fiyat varsa bu dönemi dikkate almama,
-30 günlük sürenin dışında ilave yöntemlerle ve sürelerle fiyat tespiti isteme,
gibi azınlık ortakların menfaatlerini koruyacak alternatif yaklaşımları uygulayabileceğinin tabi olduğunu kaydetti.