Petrol Piyasasında Baskı Sürüyor

0
227

Umut TUNCER

GCM Menkul Kıymetler Yardımcı Analisti 

Petrol fiyatı son 2014 yılı ortasından bu yana 60%’ın üzerinde değer kaybı yaşadı. Bu gerileme boyunca birçok kez ABD, Rusya ve Suudi Arabistan üretiminden, buna karşılık zayıf kalan talepten söz ettik. Uzun vadeli trendi belirleyen faktörlerle birlikte fiyat son 6 yılın en düşük seviyelerine yaklaştı. Daha önce küresel krizle gelinen düzeylere istikrarlı bir şekilde tekrar ulaşılması, hem de bu kadar kısa sürede iki kez aynı senaryoyla karşılaşılması sadece büyük üretici-tüketiciler bazında değil, normal şartlarda daha küçük değişimler oluşturabilecek faktörlere karşı da hassasiyeti artırabilir.

OPEC Cuma günü gerçekleştirdiği toplantıda Endonezya’nın örgüte katıldığını, ancak beklenildiği şekilde üretimde kesinti olmayacağını açıkladı. Üretim seviyesi günlük 31,5 milyon varile çıkarıldı-ki Örgüt’ün Eylül’den bu yana söz konusu seviyelere zaten ulaştığını bilmekte fayda var. Açıklama sonrasında düşüşe katkı sağlayan faktör, üretimde kesinti gerçekleşebileceğine ilişkin beklentilerdi. Ancak başta belirttiğimiz üzere oldukça zor seviyelere geldik. Bu durum yükselişi desteklemek için yeterli değil, özellikle ana itici durumundaki arz-talep dengesi bu şekilde sürdüğü müddetçe. Her ne olursa olsun fiyatın bu dönemlerde bazı unsurlara karşı daha hassas hale gelmesi beklenebilir.
Petrol fiyatını etkileyen ve önümüzdeki dönemde etkileyebilecek faktörleri hatırlamakta fayda var;
– Suudi Arabistan ve OPEC: OPEC mecburi istikamet olarak Suudi Arabistan’ı takip ediyor. Suudiler ise ısrarla üretimi yüksek tutmayı sürdürüyor. Son olarak Örgüt üretim hedefi günlük 31,5 milyon varile çıkarıldı.

– ABD: Dünyanın en büyük üç petrol üreticisinden biri olan ABD aynı zamanda enerji ihracatçıları arasında da yerini aldı. ABD ekonomisinin büyümesi, petrol talebi için en önemli faktörlerden biri. Bu nedenle sadece finans değil, enerji piyasasında hem arz-hem talep kısmında kritik oyunculardan biri durumunda.

-Rusya: Petrol fiyatındaki düşüşte en çok yara alan ülkelerden biri. Dünyanın en çok petrol üreten üç ülkesinden biri, ancak kritik rolünün talepten ziyade üretimle sınırlı kaldığını söyleyebiliriz.
-İran: Küresel petrol pazarına katılım sağlayacak olan İran aynı zamanda OPEC üyesi. Stratejik anlamda Suudi Arabistan’ı kendine rakip olarak görmesi nedeniyle pazar payını artırmak için çabalayacak olması yine arz kısmında petrol fiyatında baskı oluşturan etkenlerden biri.
-ABD kuyu sayısı: ABD kuyu sayısı petrol fiyatındaki gerilemeyle orantılı olarak düşüyor. Ancak şu ana kadar görülen üretim miktarlarına baktığımızda, düşen kuyu sayısına karşılık kalan kuyulardaki verimliliğin artırıldığı görülüyor. Çıkarılan işçilere karşılık verimliliğin artırılması şu ana kadar işe yaradı. Ancak kuyu sayısı önemli, çünkü son 5 yılın en düşük seviyelerine gerilemiş durumda.

-Çin: Artık sadece talebi değil, üretim alanına da dahil olarak petrol piyasasında kritik bir oyuncu haline geldi. Sanayi madenleri ve enerji talebi açısından üreticilerin vazgeçilmezi durumundaki Çin, artık günlük 4,5 milyon varil petrol üretimi yapabiliyor. Bu nedenle ülkenin talebini etkileyebilecek gelişmeler kritik önemini korurken, aynı zamanda petrol üretimi de dikkatle takip edilmeli.

-ABD Stokları: ABD’de her hafta açıklanan stok rakamları anlık etkilerinin yanı sıra, arz-talep dengesinin stoklardaki kümülatif görünümünü de ortaya koyarak petrol fiyatındaki temel unsurlardan biri haline geliyor. Son haftalarda artışın sürüyor olması, baskıyı artıran unsurlardan biri olarak karşımıza çıkmıştı.

-Maliyetler: Gerek üretici şirketler, gerek üretici ülkeler bazında olsun, cari petrol fiyatlarının zarar vermediği üretici faktör yok. Bu faktörleri sadece daha az-daha çok zarar gören şeklince ayırabiliriz. Üretim maliyetlerinin azaltılması çabaları şu ana kadar üretim miktarları üzerinde çok etkili olmadığı için fiyatlara net olarak yansımadı. Ancak bu başlığa ilişkin gelişmelere karşı dikkatli olmakta fayda var.

Özetlersek; cari fiyatlar birçok üretici ekonomiyi zor duruma sokuyor, ancak bu konudaki önlemler şu ana kadar sadece maliyetleri kısma-üretim miktarını değiştirmeme olarak karşımıza çıktı. Yani yüksek arz ve görece düşük talep sürüyor. Fakat daha önceki dip tartışmalarının oluştuğu döneme benzer şekilde, hassasiyetin artabileceği ve önceki dönemlerde arka plana atılabilen (İran, Çin üretimi, kuyu sayısı gibi) faktörlere karşı artık temkinli olmak gerekiyor. Mevcut dengelerin korunması durumunda son 5 yılın dip bölgesi olan 33 – 35 Dolar aralığı hedef durumuna gelebilecekken, bu seviyelerin kırılması düşüş trendinin devam edebilmesi için gereklilik durumuna gelebilir. Olası tepkisel yükselişlerde ise uzun vadeli görünümün takibi unutulmamalıdır.

GÖRÜŞLERİNİZİ PAYLAŞIN, YORUM YAPIN:

Yorum Yapın: