Suriye krizinden piyasalar nasıl etkilenecek?

0
253

Geçtiğimiz haftaya Çarşamba günkü Amerikan Merkez Bankası Başkanı (Fed) Janet Yellen’in konuşması, AB Bölgesi’ndeki bankacılık sektörü konusundaki endişeler ve nihayetinde de petrol damgasını vurdu. Yellen, “verilere göre” karar vereceklerini bir kez daha dile getirirken, bu yıl içinde artışların olabileceğini ancak bunun için de ekonomik gelişmeleri izleyeceklerini bir kez daha “tekrarladı”.

Çin para birimi ve Çin
 

ekonomisindeki belirsizlikleri yeniden gündeme getirmesi; finansal koşulların ABD ekonomisi için arzu edilen destekleyici seviyelerden henüz daha uzak olması, güçlenen doların ABD mallarına olan talebi zayıflatması gibi konuları bir arada ele alması “ne şahin, ne de güvercin” bir konuşmaydı izlenimini oluşturdu. Görünen o ki eldeki verilerle Aralık ayında söylenen “dört faiz artışı” ihtimali azalmış, ancak piyasaların fiyatladığı şekliyle “hiç faiz artışı olmayacak” beklentisi de gerçeklerden uzak olduğu anlaşılmış durumda. Yellen’ın konuşması piyasalarda çok önemli bir oynaklığa neden olmadı, geleceğe dair dörtten az faiz artışı olabilir beklentisinden farklı bir beklenti de oluşturmadı.

ANKARA, SURİYE KRİZİNDE NASIL BİR YOL İZLEYCEK? TIKLAYINIZ!

AB tarafındaki endişelerin yeniden gündeme gelmesi, Yunanistan, İtalya ve Portekiz’in (genel olarak Güney AB’nin) yeniden gündeme gelmesi özellikle AB’deki hisse senedi piyasalarını olumsuz etkiledi. Bunun üzerine özellikle de Almanya’nın en büyük yatırım bankası Deutsche Bank konusundaki söylemlerin artması bir yandan endişeleri, bir yandan da oynaklığı artırdı. Deutsche Bank’ın kendi bonolarını alacağını (bir anlamda erken itfa edeceğini) açıklaması da piyasaları tam olarak sakinleştiremedi. AB’nin 2008 yılındaki krizin başından bu yana en büyük problemi olan ve bir türlü tesis edilemeyen “güven problemi” bir kez daha nüksetmiş durumda.

Dolar çıkışa geçer

Hafta sonu Türk Silahlı Kuvvetler’in topçu gücü, Suriye’de Azez bölgesindeki hava üssünü iki kez bombaladı. Dışişleri’nden S.Arabistan hava kuvvetlerine ait 10 kadar savaş uçağının İncirlik’te konuşlanacağı açıklandı. Gerekirse kara harekatı konusunda Suudi birliklerinin de destek verebileceği konuşuluyor. Böylesi bir harekatın yapılması, bunun NATO tarafından desteklenip, desteklenmeyeceği bu haftanın en fazla tartışılacak konuları olacak.
 

Böylesi bir hamlenin ne gibi sonuçlar doğuracağını kestirmek gerçekten çok zor. Artık iflas noktasına gelmiş olan Suriye politikasında ısrar mı edilecek, yoksa bu konuda yeni bir politika mı belirlenecek, sanırım yakın zamanda bu konuda ipuçları ortaya çıkacak.
 

Eğer bir kara harekâtı ve Suriye topraklarında Suriye-İran-Rus birlikleri ile sıcak bir çatışmaya girilecek olur ise bunu hem ekonomik, hem de siyasi sonuçları mutlaka olacaktır. Eğer askeri bir harekat başlayacak olursa finansal piyasalar bunu sert bir şekilde fiyatlamaya başlayacaklardır. Dolar/TL kurunda geçtiğimiz birkaç haftada görülen geri çekilmelerin yerini yükselişler alacak, ilk aşamada 2.9560-2.9620 seviyeleri test edilebilecek. Sonrasındaki seviyeler karşılaşılacak direniş ve harekatın seyrine bağlı.

 

BIST’te 68.750 puan kritik
 

Geçtiğimiz haftanın son iki günündeki “doji” hareketleri (kapanış seviyesinin; gün içindeki hareketlere rağmen; açılış seviyesi ile aynı veya çok yakın olması durumu) piyasalarda yeni bir dalganın başlayacağını söylüyor. Temel ve jeopolitik tarafa bakıldığında da bu hareketin BIST’in yükselişinden çok, düşüş yönünde olabileceğini gösteriyor. BIST için bu hafta ilk aşamada 69.800, ardından da 68.750 seviyesi önemli olacak. İlkinin değilse de ikincisinin aşağı yönde kırılması durumunda BIST 100 endeksinde yeni düşüklerin görülmesi olasılığı hayli yüksek görünüyor.

 

Petrolde düşüş devam eder mi?
 

Geçtiğimiz hafta Londra’da yılda bir kez tüm petrol endüstrisindeki katılımcıları bir araya getiren “IP Week” yapıldı. Bir günlüğüne de olsa gittim. Daha önceki yıllara oranla (petrol fiyatlarının 30 doların altına inmesinden dolayı olsa gerek) daha sönük geçtiği, daha önceki yılların katılımcıları tarafından dile getiriliyordu. Bir çok katılımcıyı bir araya getiren kokteyllerin sayıları azalmış, şirketler masrafları kısma yönüne gitmişler. Katıldığım Azeri SOCAR’ın kokteylinde ve öncesinde konuştuğum katılımcıların birçoğu; petrol fiyatlarının en azından 6-9 ay daha cari seviyelerde kalacağını, OPEC tarafından bir adım gelmediği takdirde de düşük fiyatların uzun süre devam edeceğinden endişe ediyorlardı.

Çarşamba günü ABD’de açıklanan ve son 90 yılın en yüksek seviyelerini koruyan stok verileri de kısa vadedeki bu beklentiyi destekler nitelikteydi. Nitekim bu veri sonrasında Brent petrolü Perşembe günü yeniden 30 doların altına inerek 29.89 dolar seviyesini gördü. Bu arada ABD ham petrolündeki (WTI) düşüş daha da fazlaydı. WTI; Perşembe günü 26.05 seviyesine kadar geriledi ki, bu seviye Mayıs 2003’ten bu yana görülen en düşük seviye idi.
 

Brent-WTI arasındaki fark da aynı gün; Eylül 2015’ten bu yana en yüksek seviyesi olan 4.70 dolara kadar yükseldi. Cuma günü Körfez kaynaklı dedikodular; OPEC’in politika yapıcısı konumundaki Suudi Arabistan’ın petrol üretimini kısabileceği, bu konuda Rusya ile anlaştıkları, OPEC’in olağanüstü toplanabileceği söylentileri piyasaları heyecanlandırdı. Kapanış bazında; Brent günü 32.80 (yüzde 5.66 yükseliş), WTI 29.10 (yüzde 10.95 yükselişle) seviyesinden kapattı.

 

OPEC dedikodusuna dikkat
 

Bu hafta için petrol fiyatları en önemli indikatör olacak. Brent bazında bakıldığında ilk aşamada 34.75 seviyesi, ardından da 37.90 dolar/varil önemli olacak. İlk seviyenin test edilmesi olasılığı yüksek. Ancak bu seviyenin aşılarak ikinci seviyenin test edilmesini beklemiyorum. Bu beklentimin ardında OPEC ve Suudi Arabistan konusundaki dedikodulara çok da fazla prim vermemek gerektiğine olan inancım yatıyor.

GÖRÜŞLERİNİZİ PAYLAŞIN, YORUM YAPIN:

Yorum Yapın: