IMF’den Türkiye’ye çok ciddi uyarı

0
306

Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye’de ekonomi politikalarında bir değişiklik olmaması durumunda orta vadeli ekonomik performansın yakın geçmişten daha zayıf olacağı tahmininde bulundu. Türkiye’nin düşük iç tasarrufları ve rekabetle ilgili sınırlılıklarının yatırım ve ihracatı sınırladığını belirten IMF, mevcut politikalar ve ulusal tasarruf oranlarıyla yıllık orta vadeli yıllık büyüme oranını yüzde 3.2’ye revize etti.

IMF Türkiye Ülke Raporu’nu yayınladı. Türkiye için IMF uzman görüşleri, Türk yetkililerin buna cevapları ile IV. Madde Konsültasyon Raporu hakkında değerlendirmelerin yer aldığı raporda, Türkiye’de özel tüketim ve yatırım zayıflarken kamu harcamaları ve net ihracatın sürüklediği büyümenin 2014’ün ilk yarısında yıllık yüzde 2.7’ye gerilediği belirtildi. Raporda bu yıl ve gelecek yıl için yüzde 3 büyüme öngörülürken, azalan dış açığın büyük ölçüde dönemsel faktörlere ve net altın ithalatının bir kerelik etkisine bağlı olduğu belirtildi.

IMF: Türkiye orta vadede ortalama yüzde 3.2 büyüyecek

IMF uzmanları özel yatırımların uzun seçim dönemi sonuna kadar baskılanmış kalacağını belirtirken “Bununla birlikte dengesizlikler önemli olacak. Erken parasal gevşeme, liranın değer kaybı ve gıda fiyatları enflasyonu yıllık enflasyonu, hedefin 5 puan üzerinde yüzde 9’a çıkaracak. Ve değişmeyen politikalarla, enflasyonun gelecek yıl da hedefe çekilmeyeceği bekleniyor. 2015’te GSYH bir kez daha iç talebe dönerken cari işlemler açığının bu yılki yüzde 5.75 düzeyinden yüzde 6’ya çıkması öngörülüyor” denildi.

Raporda “Politikalarda bir değişiklik olmazsa orta vadeli ekonomik performansın yakın geçmişten daha zayıf olacağı tahmin ediliyor. Türkiye’nin düşük iç tasarrufları ve rekabetle ilgili sınırlılıkları yatırım ve ihracatı sınırlıyor. Böylece uzmanlar mevcut politikalar ve ulusal tasarruf oranlarıyla yıllık orta vadeli yıllık büyüme oranını yüzde 3.2’ye revize etti. Daha düşük büyüme oranının enflasyonu sınırlaması ve cari işlemler hesabını kötüleştirmesi bekleniyor, ancak her ikisi de yaklaşık yüzde 6’larda kalacak.  Kırılganlıkta artış öngörülmese de yatırımcıların büyük dış açığa finanse etme isteklerinin süreceğini varsayıyor” denildi.

Türk yetkililerin görüşleri

Türk yetkililerin IMF uzmanlarının görüşünü büyük ölçüde paylaştıkları, 2014 için özgün resmi büyüme tahminleri üzerindeki aşağı yönlü risklerle, enflasyonun hedefin üzerinde gerçekleşeceğini kabul ettikleri belirten raporda “Ancak yetkililer, iç talebin daha büyük bir rol oynayacağını bekledikleri 2015 için büyümede yüzde 4 dolayında bir hızlanma öngörüyor. Reel döviz kurunun bir dengeye yaklaşacağına inanıyor, dış dengedeki iyileşmenin artan net ihracatla süreceği yargısında bulunuyorlar. Yetkililer orta vadede ekonominin yatırım ve ihracata doğru yeniden dengelenmesinin büyümede bir trend düşüşünden sakınmak için gerekli olduğunu kabul ediyor. Ancak reform programlarının bu hedefi başarmak için yeterli olacağına inanıyor” denildi.

IMF: Sermaye Akışlarında Ani Azalış Resesyona Yol Açabilir. Hedefleme Rejiminin Sicili Kötü

IMF ülke raporunun “Riskler” bölümü altında özetle şöyle denildi:

Sermaye akışlarında terse dönüş ana risk olarak kalıyor. Gelişmiş ekonomilerde para politikasının normalleşmesi ya da yükselen ekonomilerdeki büyüme tahminlerine ilişkin beklentilerde değişiklik, sermaye akışlarında bir azalma ya da ekstrem durumlarda ani bir duruşa yol açabilir. Akışlarda ani azalış dış açığı kapatmada büyük sıkışmayla sonuçlanabilir ve bir resesyona yol açabilir. Dengesizlikler büyük kalır ve ekonominin sunduğu tamponlar eksilirken, etki 2009 resesyonundan daha vurgulu olabilir. Bu ortamda büyümeyi korumaya yönelik gevşek makroekonomik politikalar riskleri artırır. Ve hatta sermaye akışlarında çalkantıya ilişkin kırılganlıkların önemli kalacağı bir dönemde, dış dengesizliklerle ilgili son tedrici düzenlemeler sürerse, büyük dış finansman gereksiniminde anlamlı bir azalış birkaç yıl alır.

Diğer riskler, Avrupa’da daha yavaş bir büyüme, jeopolitik sorunlar ve politika çerçevesinin gücü merkezinde birleşiyor. Avrupa’da beklenenden düşük büyüme Türkiye’nin ana ihracat piyasasında talebi yaralar. Suriye ve Irak’taki çatışmaların Türkiye’ye ekonomik yayılımı ihracatı negatif etkiledi. Ukrayna ve Rusya arasındaki gerginliğin etkileri şimdiye kadar sınırlı kaldı, fakat finansal piyasalarda riskten kaçınmada bir genelleşmeye neden olursa etkisi önemli hale gelebilir. Petrol fiyatlarında ani artış dış açığı daha da genişleterek, Türkiye’nin ithalat faturasında hemen belirgin bir etkiye sahip olur.

GÖRÜŞLERİNİZİ PAYLAŞIN, YORUM YAPIN:

Yorum Yapın:

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.